Kayıtlar

Mahremiyet Politikası - Facebook (6)

Eğlenmek için, 'Facebook' sözcüğünün geçtiği yerleri 'Büyük Birader' diye okuyun. Size reklam seyrettireceğiz "Facebook'u kullanırken, kişisel bir profil oluşturabilir, ilişkiler kurabilir, ileti yollayabilir, arama yapabilir, grup kurabilir, haber, olay ve uygulama ekleyebilir, ve değişik kanallardan bilgi gönderebilirsiniz. Size iyi bir hizmet ve kişiselleştirilmiş özellikler sunabilmek için tüm bu bilgileri topluyoruz." Hiç bir şeyi silemezsiniz "Bir bilgiyi güncellediğiniz zaman, genellikle bu bilginin değişmeden önceki haline tekrar dönebilmek için makul bir süre boyunca önceki halini saklıyoruz." Herkes en mahrem şeylerinize bakabilir "...Siteye yüklediğiniz içeriğin yetkisiz kişilerce görülmeyeceğini garanti edemiyoruz ve etmiyoruz. Sitenin gizlilik ayarlarını veya güvenlik önlemlerini etkisiz kılan yöntemlerden sorumlu tutulamayız. Kaldırıldıktan sonra bile, kullanıcı içeriğinin önbellekte ve arşivdeki nüshalarının görülebil...

Marka, Reklam, Pazarlama - Facebook (5)

Sitenin yaratıcılarının programla ilgili yapacağı çok az şey var. Genelde arkalarına yaslanıp, milyonlarca Facebook tutkununun gönüllü olarak kimlik bilgilerini, fotoğraflarını, ve sevdikleri tüketim nesnelerini girmelerini bekliyorlar. İnsanlardan oluşan bu büyük veritabanı olgunlaşınca da, bunu reklamverenlere satıyorlar, ya da Zuckerberg'in yakın tarihte güncesinde dediği gibi "insanların ağda yaptıklarını arkadaşlarıyla paylaşmasına yardımcı olmaya çalışıyorlar." Gerçekten de, olan tam olarak bu. Geçen yılın 6 Kasım'ında Facebook, 12 büyük markanın kendileriyle anlaştığını ilan etti. Bir kaç isim bermek gerekirse, Coca-Cola, Blockbuster, Verizon, Sony Pictures ve Conde Nast gibi. Pazarlama saçmalığının en yüksek derecesinden mezun olan ve temsilcilerinin aşağıdaki gibi heyecanlı demeçler verdiği şirketler bunlar: "Facebook reklamlarıyla markalarımız, Facebook kullanıcılarının birbirleriyle ilişkiye geçtiği ve haberleştiği ortamın bir parçası oluyor," d...

Perde Gerisindekiler - Facebook (4)

Gelelim Facebook'un üçüncü yönetim kurulu üyesi Jim Breyer'a. Kendisi, Nisan 2005'te Facebook'a 12.7 milyon dolar yatıran risk sermayesi şirketi Accel Partners'ın ortağı. Wal-Mart ve Marvel Entertainment gibi Amerikan devlerinin yönetim kurulu üyeliğinin yanısıra, National Venture Capital Association'ın (NVCA) da eski yönetim kurulu başkanı. Amerika'da bir şeyleri gerçekten var eden insanlar bunlar, çünkü Zuckerberg gibi yeteneklere yatırım yaparlar. Facebook'un fon arayışının son turu 27.5 milyon dolar yatıran Greylock Venture Capital adlı bir şirketin öncülüğünde oldu. Greylock'un büyük ortaklarından birisi Howard Cox, yine eski bir NVCA başkanı, ve In-Q-Tel'in de yönetim kurulunda. Peki kim bu In-Q-Tel ? İster inanın ister inanmayın, şirket CIA'nın risk sermayesi ayağı. Amerikan haberalma camiası, özel sektördeki yenilik ve gelişmelerden o kadar heyecanlanıyor ki 1999'da kendi risk sermayesi şirketini kuruyor.[8] In-Q-Tel amacını şöyle...

İhbardır Gereği Yapıla

Süper özgürlükçü bağımsız medyamızdan öğrendiğimize göre Youtube'a erişim yine yasaklanmış . Haberle ilgili yorumları okuyunca ben de bir şeyler yazma ihtiyacını hissettim: Mahkemeye kızmanın veya mahkemeleri suçlamanın bir anlamı yok çünkü yasayı uyguluyorlar. Kızacaksanız yasayı çıkaranlara kızın. Hoşa gitmeyen ve eleştiri sınırlarını aşıp düpedüz küfür ve hakaret içeren haber, ileti, video, vb şeyler yollayan cücelerle nasıl mücadele edilmesi gerektiği hakkındaki fikirlerimse basit: olmadığını varsayın. Gelelim bu yazının yazılmasına sebep olan yoruma, aynen şöyle: ...yıllarca (sözüm ona) modernliği temsil ettiklerini söyleyen kemalistlerin maskeleri bir bir düşüyo neymiş efendim din devleti olucakmışızda hayatımızda baskılar olucak mış sanki şimdi olmuyor ben artık kemalizm ve laisizmin ömrünün tükendiğini ve yerine daha gelişmiş ve daha özgürlükçü bir sistemin gelmesi gerektiğini düşünüyorum (anti kemalizm ve laikçi jakobenler). -- Mehmet, Uşak İfade özgürlüğü Dördünc...

Dikkatini Verememek

Günlük hayatımız çok karışık. Trafik bir yandan, telefon öbür yandan, sola bak, sağa bak, yola bak, çukura girme, suya basma, saçını yaptır, giysini ütüle, kalbini kırma, nazik ol, şu ol, bu ol derken bir süre sonra dikkatimizi toplayamamaya başlıyoruz. Ne kadar iyi dinler gibi yapsak da, ne kadar yoğunlaşmak için çaba sarfetsek de, aslında "yapar gibi" yapıyoruz. Dikkatinizi çekerim: dikkat eksikliğinden bahsetmiyorum; konumuz dikkatini verememek. Çok dikkatli olmamıza rağmen dikkatimizi veremiyoruz. Psikologların buna bir isim vermiş olması çok muhtemel, ama ben bilmiyorum. Modern yaşamda karşılaştığımız kazaların, yanlışlıkların büyük bir çoğunluğunun sebebibinin bu olduğunu düşünüyorum. Biz, ne kadar iyi niyetle dikkat etsek de, yaşamın kakafonisi, temposu, sisi ve kirliliği, hata yapmamıza yol açıyor. Tıpkı bu videoda olduğu gibi. Hoşgörülü olalım.

Çene Altı Üstü Üzerine Aforizmik Sayıklamalar

Resim
Çene vücudumuzun ilginç bir bölgesi, altı da üstü de bir değil. Çenenin üstü sabit, yalnızca alt kısmını hareket ettirebiliyoruz. Tabii bu da çene altının önemini bir kat daha artırıyor, çünkü çenenin altı nereye giderse, üstü de onu izliyor. Bu örtülemez gerçek, nemli geçen bir kışın ardından dağları örtüp eriyememiş nur rengi karlar kadar belirgin. Çene, ayrıca önemli bir geçiş noktası: beyne giden bütün damarlar çeneden geçiyor. Çene bu jeostratejik önemi yüzünden çıkar çatışmalarının sert yaşandığı bir kavşak. Çenenin açıkta kalacağı mı, kapatılacağı mı ciddi tartışmalara yol açıyor. Ortaçağ İngiltere'sinde Magna Carta'nın imzalanmasını geciktiren en önemli konunun çene altı üstü uzlaşmazlığı olduğu söylenegelir. Yaklaşık bin yıldır ağızdan ağıza, çeneden çeneye aktarılan bu söylencenin yanlış olduğunu, çenesi güçlü kişiler, bilim insanları, tarihçiler, filozoflar ve üfürükçü Ayşe Teyze bile kanıtlayamamıştır. Modacılar da çene tutkunu. Değişik esvap, giysi, başlık, şap...